Treviso bolgesinin incisi olarak bilinirmis Asolo.. Venedige yaklasik 1,5 -2 saat uzakliktaki bu kucuk sehir uzun zamandir gormeyi bekledigim kadar varmis. Kucuk, romantik sevimli bir sehir..Gorulmeye deger 12.yy sonlarindan kalma kalesi, anfitiyatrosu ve bir kac eski villasi var aslinda, yarim gun icerisinde hepsini tamamlayabiliyorsunuz. Yolu dusenler "Enoteca alle ore" de soluklanip, son derece bilgili calisanlarinin sarap konusundaki tavsiyelerini ve hikayelerini dinleyip keyifli bir aksamustu gecirebilirler..7 Temmuz 2010 Çarşamba
Asolo - Treviso Bolgesinin Incisi
Treviso bolgesinin incisi olarak bilinirmis Asolo.. Venedige yaklasik 1,5 -2 saat uzakliktaki bu kucuk sehir uzun zamandir gormeyi bekledigim kadar varmis. Kucuk, romantik sevimli bir sehir..Gorulmeye deger 12.yy sonlarindan kalma kalesi, anfitiyatrosu ve bir kac eski villasi var aslinda, yarim gun icerisinde hepsini tamamlayabiliyorsunuz. Yolu dusenler "Enoteca alle ore" de soluklanip, son derece bilgili calisanlarinin sarap konusundaki tavsiyelerini ve hikayelerini dinleyip keyifli bir aksamustu gecirebilirler..Luglio Suona Bene - Cavea Konserleri

Roma'nin hic sevmedigim en sicak, en turistik iki ayi temmuz ve agustos.
Haziran sonu ve Temmuz ayi icerisinde yapilan Luglio suona bene festivali acik hava da yapilan konserlerin en zengini oluyor her sene. Bu sene ki etkinliklerden en onemlileri bana gore, Norah Jones, Simply Red, Mark Knopfler ve Buena Vista Social Club.
Is programim sebebiyle sadece Buena Vista'ya bilet alabildim bu sene. Konser Cavea'da Auditorium'um orta yerine kurulan platformda gerceklesti. En son 2000'de Buena Vista'yi Istanbul'da Harbiye acik hava tiyatrosunda Compay Segundo daha yasarken izleme sansim olmustu. Muhtesem bir konser olmustu.
Gecen haftaki konser itiraf etmeliyim ki Omara Portuondo cikana kadar hayal kirikligiydi. Alisilan Compay Segundo, Ibrahim Ferrer performanslarindan sonra, tam artik Buena Vista bitmis derken, sahneye 80 yasinda oldugunu tahmin ettigim Omara Portuondo havai fisek gibi girdi ve birden sahne aydinlandi, o ana kadar sigarasini yuzumuze ufleyen, sakin sakin birasini icen, yuksek sesle sohbet eden, zaman zaman sen kahkahalar atan Roma ahalisi uyandi, ayaklandi ve hatta dans etmeye basladi e bir de bir zahmet sustu.
Italyanlarin konserleri, sinemayi sindiris tarzi beni her zaman sasirtmistir zaten. Konusmadan duramiyorlar, kendilerini engelleyemiyorlar.. Sinemalarda hasir husur posetlerden cips yiyorlar, ne mutlu ki hala kapali mekan konserlerinde ses cikartan yiyecekler satmiyorlar, icecege su disinda izin vermiyorlar. Bir de film bittikten sonra bizde ki gibi aninda kalkip salonu terketmiyorlar, son yazi perdeden silinene kadar yerlerinde oturuyorlar..
Acik hava konserlerini bir o kadar sevmeme ragmen insanlarin neden kendilerini bu konserlerde bu kadar rahat hissettiklerini hic analayamayacagim sanirim. Sanki konser izlemeye ve dinlemeye degil de, sohbet etmeye, biseyler icip yemeye, bol sigara icmeye ve arada da konsere bakmaya gelmis gibiler sanki..
Iki hafta once Istanbul Acik Hava'da "Troya"yi yagmur altinda 2. defa izledim. Harika bir performans.. Yanimizda oturanlar gosterinin basindan sonuna kadar yagmura da aldanmadan durmaksizin cekirdek citlattilar. Ve bu ne yazikki ilk degil, ayni seyi jazz konserlerinde yapanlar var. Konsere ya da gosteriye bakmaya gelen vatandaslar.. Konseri dinlemek kavramina ne oldu? Bu kadar para verip konsere bakmaya ve cekirdek citletmeye gelen ey ahali... Dinlemeye gelenlere yazik degil mi? Sizin paraniza yazik degil mi?? Acik Hava'da cekirdek satilmasi da nerden cikti? Sanirim bir daha uzun bir sure acik hava konserlerine katilmayacagim.
Haziran sonu ve Temmuz ayi icerisinde yapilan Luglio suona bene festivali acik hava da yapilan konserlerin en zengini oluyor her sene. Bu sene ki etkinliklerden en onemlileri bana gore, Norah Jones, Simply Red, Mark Knopfler ve Buena Vista Social Club.
Is programim sebebiyle sadece Buena Vista'ya bilet alabildim bu sene. Konser Cavea'da Auditorium'um orta yerine kurulan platformda gerceklesti. En son 2000'de Buena Vista'yi Istanbul'da Harbiye acik hava tiyatrosunda Compay Segundo daha yasarken izleme sansim olmustu. Muhtesem bir konser olmustu.
Gecen haftaki konser itiraf etmeliyim ki Omara Portuondo cikana kadar hayal kirikligiydi. Alisilan Compay Segundo, Ibrahim Ferrer performanslarindan sonra, tam artik Buena Vista bitmis derken, sahneye 80 yasinda oldugunu tahmin ettigim Omara Portuondo havai fisek gibi girdi ve birden sahne aydinlandi, o ana kadar sigarasini yuzumuze ufleyen, sakin sakin birasini icen, yuksek sesle sohbet eden, zaman zaman sen kahkahalar atan Roma ahalisi uyandi, ayaklandi ve hatta dans etmeye basladi e bir de bir zahmet sustu.
Italyanlarin konserleri, sinemayi sindiris tarzi beni her zaman sasirtmistir zaten. Konusmadan duramiyorlar, kendilerini engelleyemiyorlar.. Sinemalarda hasir husur posetlerden cips yiyorlar, ne mutlu ki hala kapali mekan konserlerinde ses cikartan yiyecekler satmiyorlar, icecege su disinda izin vermiyorlar. Bir de film bittikten sonra bizde ki gibi aninda kalkip salonu terketmiyorlar, son yazi perdeden silinene kadar yerlerinde oturuyorlar..
Acik hava konserlerini bir o kadar sevmeme ragmen insanlarin neden kendilerini bu konserlerde bu kadar rahat hissettiklerini hic analayamayacagim sanirim. Sanki konser izlemeye ve dinlemeye degil de, sohbet etmeye, biseyler icip yemeye, bol sigara icmeye ve arada da konsere bakmaya gelmis gibiler sanki..
Iki hafta once Istanbul Acik Hava'da "Troya"yi yagmur altinda 2. defa izledim. Harika bir performans.. Yanimizda oturanlar gosterinin basindan sonuna kadar yagmura da aldanmadan durmaksizin cekirdek citlattilar. Ve bu ne yazikki ilk degil, ayni seyi jazz konserlerinde yapanlar var. Konsere ya da gosteriye bakmaya gelen vatandaslar.. Konseri dinlemek kavramina ne oldu? Bu kadar para verip konsere bakmaya ve cekirdek citletmeye gelen ey ahali... Dinlemeye gelenlere yazik degil mi? Sizin paraniza yazik degil mi?? Acik Hava'da cekirdek satilmasi da nerden cikti? Sanirim bir daha uzun bir sure acik hava konserlerine katilmayacagim.16 Haziran 2010 Çarşamba
Sicilya
3 sene sonra tekrar Sicilya'ya donmek heyecan verici. Bu defa ucakla Palermo'ya oradan da arabayla Trapani'ye gittik. Arkadasimizin dugununden once 3 gunluk bir tatil ayirdik kendimize.
Havalimanindan arkadasimiz bizi aldi ve sabah kahvaltimizi yapmak uzere bir pastanede aldik solugu. Laf aramizda bu pastene yakinda bir subesini Roma'da acacakmis. Sicilya tatlilari gercekten insani obez eder. Sadece tatlilari da degil tum yemekleri, benim icin tam bir gastronomik felaket!
Havalimanindan arkadasimiz bizi aldi ve sabah kahvaltimizi yapmak uzere bir pastanede aldik solugu. Laf aramizda bu pastene yakinda bir subesini Roma'da acacakmis. Sicilya tatlilari gercekten insani obez eder. Sadece tatlilari da degil tum yemekleri, benim icin tam bir gastronomik felaket!
Trapani oldukca sade ve kucuk bir sehir, bir kac kucuk klise ve yenilenmemis guzel bina disinda pek bir sey begendigimi soyleyemeyecegim. Italya'nin diger sehirlerine gore deniz urunleri restoranlarda cok ucuz ve porsiyonlari devasa.Kaldigimiz oteli ben internetten buldum. Sessiz ve temiz bir oteldi. Restoraninda yedigimiz ogle yemegi cok basariliydi. Bence yesilligi eksik biraz fazla beyaz, odalari da kucuk ama personeli cok saygili, kibar, odalarin temizligi de kayda degerdi.
Ilk aksam Trappani'de kaldik. Yuruyerek dolasirken bir sarap evi (Trapani & Vino: via carolina 42 trapani) bulduk. Yaklasik 3 saatimiz sarap icerek ve sahibi ile sohbet icerek gecti. Sahibi inanilmaz seker ve neseli bir adam. Caldigi muzikler muhtesem, kendisinin de bu muzikle arada bir dansediyor olmasi da ayri bir senlikti. Fotograf cekmedigime pisman oldum.
Ikinci gun deniz askim tutunca sabahtan yola cikip yaklasik 45 dakika mesafedeki Scopello ve Riserva dello zingaro'ya gittik. Denizin rengi beni kendine bir kez daha asik etti ve buz gibi sularina kendimi defalarca teslim ettim. Sonradan ogrendigimize gore Tonnara'da ozel mulk diye gordugumuz yerler aslinda pansiyonmus. Sadece bilenlerin gittigi, deniz ve gunesle butunlesmis cennetler. Iclerini bilemiyorum tabi ama disaridan bakildiginda oldukca harap gozukmelerine ragmen kendilerine ozel plajlari olmasi oldukca cekici. Ayrica dugun, parti vb organizasyonlarinda yapilabildigini ogrenmemiz hos oldu. Yeniden evlenecegimden degil ama hayal etmesi bile guzel.

Son aksamimizi ise Erice'de gecirmeyi planlamistik, Trapani'nin ustunde kalan dagin tepesinde kurulmus kucuk bir kasaba diyebiliriz. Dagin zirvesi hep bir bulutla kapli olur demislerdi ve oyleydi, enteresan bir havasi var. Teleferikle cikmamizi onermisti arkadaslarimiz biz de sozlerini dinledik, yukari ciktikca bulutun icine girdik, icine girdikce asagiyi goremez olduk. Aslinda cok yukselmesekte cok soguklasti hava ve cok usuduk.
Dar sokaklari, tas binalari olan cok gizemli bir yer, her sokagin nerdeyse sisle kapli olmasi da baska bir gizem katiyor sehre. Burasi badem ezmeleri ile unluymus, biz de eksik kalmadik, unlu pastanesinde tatlilarinin tadina baktik tabi.
Uzucu olan saat 8 deyince heryerin kapanmaya baslamasi oldu. Restoranlar dahil:(
Dar sokaklari, tas binalari olan cok gizemli bir yer, her sokagin nerdeyse sisle kapli olmasi da baska bir gizem katiyor sehre. Burasi badem ezmeleri ile unluymus, biz de eksik kalmadik, unlu pastanesinde tatlilarinin tadina baktik tabi.
Uzucu olan saat 8 deyince heryerin kapanmaya baslamasi oldu. Restoranlar dahil:(
25 Mayıs 2010 Salı
2 gunde yuruyerek Roma
Haftasonu sonunda gelmeyi basarabilen cocukluk hatta bebeklik arkadasim ve sevgili esi ile siki bir Roma turundan fotograflar..
insallahhİki günlük Roma turumuzun ilk durağı Colosseo oldu. Colosyum’un içine ben daha önce hiç girmemiştim, dışarıdan ihtişamı o kadar büyük ki içinde bunu gölgeleyebilecek bir seyler olacağını tahmin etmiyordum. Bilet kuyruğunda saatlerce beklemek de ayrı bir konu tabiî ki.
Bu defa sag olsun arkadaşımızın ısrarı ile bahçede İngilizce rehberlik teklif eden bayandan 2 saatlik Colosseo + Fori Imperiali turu aldık. Colosyum’un normal bilet bedeli 13 Euro iken biz kişi başı 25 Euro ödeyerek rehber hizmeti de almış olduk. Rehberimizin İngilizcesi, aksanı ve anlatisindaki basarî beni gerçekten şaşırttı. Sonuç olarak 1 saate yakin bizi gezdirdi ve içinde olayların eskiden nasıl geliştiğini anlattı. Çok basarili fotoğraflar çektim, çok mutlu oldum. Tek sorun çok sıcak olması ve içeride günesin altında baygınlık gelmesi. Bir de memleket bizim gibi uyanıklarla dolu değil, içeride su veriyim mi abla diye sucu çocuklar yok, hep birlikte üçümüzde kuruduk içeride resmen. Colosseo turunu tamamladiktan sonra 45 dakika gibi bir bekleme suresi koyunca araya rehberimiz zaten 2 gün gibi az bir suremiz olunca Fori Imperiali kısmını tek başımıza yaptık. Colosseo dan Piazza Venezia’ya doğru yürüdük ve daha sonra Via Nazionale’nin girişinden Montiye doğru sapıp Monti sokaklarını dolaşıp bir de meydandaki “Bottega del Caffè” de salatalarımızı yedik. Monti’den Repubblica meydanına doğru Via Nazionale’den yürüdük, meydandaki meşhur kiliseyi gezdikten sonra metro’ya binip Vatikan’a doğru gittik.
Vatikan’da en son gittiğimde olduğunu hatırlamıyorum ama bir takim kıyafet kuralları konulduğunu gördüm. Askılı kıyafet olmayacak, erkeklerde şort olmayacak filan gibi. Kontrol için sıramızı bekledikten sonra kilisenin içini gezdik, Capella Sistinayi atlayarak yorgunluktan bayılmış bir şekilde kendimizi eve attık.Aksam Campo da Fiori’deki balık restoranımız “San Lorenzo”ya (http://www.ilsanlorenzo.it (pesce) gidip afiyetle yemeklerimizi yedikten sonra Piazza Navona’ya yürüdük.Piazza Navona ve çeşmede birkaç fotoğraf ve çevreye bakınmadan sonra yine baygın ama mutlu bir şekilde evimize donduk.
Ertesi gün sabah normal bir saatte uyanılıp bu defa Via del Corso’dan başlayıp ask çeşmesi, Via Condotti, Piazza Spagna, Piazza F , ve via del corsonun paralelinden yürüyerek A ve son olarak da Pantheon ziyareti ile 2 günlük gezimizi aksam yemeğini esimin hazırladığı süper yemekleri yiyerek tamamladık. Elbette Roma’da görülecek daha çok fazla şey var, acık hava müzesi gibi bir yer. İki günde çok erken uyanmadan cook geç yatmadan yapılabilecek mantıklı bir geziydi bizimki. Birlikte olmaktan ve birlikte gezmekten çok zevk aldım canlarım yeniden gelin inşallah.
insallahhİki günlük Roma turumuzun ilk durağı Colosseo oldu. Colosyum’un içine ben daha önce hiç girmemiştim, dışarıdan ihtişamı o kadar büyük ki içinde bunu gölgeleyebilecek bir seyler olacağını tahmin etmiyordum. Bilet kuyruğunda saatlerce beklemek de ayrı bir konu tabiî ki.
Bu defa sag olsun arkadaşımızın ısrarı ile bahçede İngilizce rehberlik teklif eden bayandan 2 saatlik Colosseo + Fori Imperiali turu aldık. Colosyum’un normal bilet bedeli 13 Euro iken biz kişi başı 25 Euro ödeyerek rehber hizmeti de almış olduk. Rehberimizin İngilizcesi, aksanı ve anlatisindaki basarî beni gerçekten şaşırttı. Sonuç olarak 1 saate yakin bizi gezdirdi ve içinde olayların eskiden nasıl geliştiğini anlattı. Çok basarili fotoğraflar çektim, çok mutlu oldum. Tek sorun çok sıcak olması ve içeride günesin altında baygınlık gelmesi. Bir de memleket bizim gibi uyanıklarla dolu değil, içeride su veriyim mi abla diye sucu çocuklar yok, hep birlikte üçümüzde kuruduk içeride resmen. Colosseo turunu tamamladiktan sonra 45 dakika gibi bir bekleme suresi koyunca araya rehberimiz zaten 2 gün gibi az bir suremiz olunca Fori Imperiali kısmını tek başımıza yaptık. Colosseo dan Piazza Venezia’ya doğru yürüdük ve daha sonra Via Nazionale’nin girişinden Montiye doğru sapıp Monti sokaklarını dolaşıp bir de meydandaki “Bottega del Caffè” de salatalarımızı yedik. Monti’den Repubblica meydanına doğru Via Nazionale’den yürüdük, meydandaki meşhur kiliseyi gezdikten sonra metro’ya binip Vatikan’a doğru gittik.
Vatikan’da en son gittiğimde olduğunu hatırlamıyorum ama bir takim kıyafet kuralları konulduğunu gördüm. Askılı kıyafet olmayacak, erkeklerde şort olmayacak filan gibi. Kontrol için sıramızı bekledikten sonra kilisenin içini gezdik, Capella Sistinayi atlayarak yorgunluktan bayılmış bir şekilde kendimizi eve attık.Aksam Campo da Fiori’deki balık restoranımız “San Lorenzo”ya (http://www.ilsanlorenzo.it (pesce) gidip afiyetle yemeklerimizi yedikten sonra Piazza Navona’ya yürüdük.Piazza Navona ve çeşmede birkaç fotoğraf ve çevreye bakınmadan sonra yine baygın ama mutlu bir şekilde evimize donduk.
Ertesi gün sabah normal bir saatte uyanılıp bu defa Via del Corso’dan başlayıp ask çeşmesi, Via Condotti, Piazza Spagna, Piazza F , ve via del corsonun paralelinden yürüyerek A ve son olarak da Pantheon ziyareti ile 2 günlük gezimizi aksam yemeğini esimin hazırladığı süper yemekleri yiyerek tamamladık. Elbette Roma’da görülecek daha çok fazla şey var, acık hava müzesi gibi bir yer. İki günde çok erken uyanmadan cook geç yatmadan yapılabilecek mantıklı bir geziydi bizimki. Birlikte olmaktan ve birlikte gezmekten çok zevk aldım canlarım yeniden gelin inşallah.
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Roma Dondurmasi
Oncelikle verilecek bilgi, Roma dondurmasinin Turkiye'deki ununun Italya'da kesinlikle bilinmedigi ve aslinda gercek olmadigi. Italya'da Roma dondurmasi diye bir konsept ne yazikki yok.
Haftasonu ne yapalim ne yapalim diye dusunurken, gastronomik kesif turlarimizdan birini daha gerceklestirmeye karar verdik ve haftanin konusunu dondurmadan yana sectik. Hava sicakligi da bizi destekledi sansimiza.
Kitaplardan intenetten arkadaslardan toparladigimiz bilgiler isiginda daha once hic ugramadigimiz Vittorio Emanuele bolgesine (nami deger cin mahallesi) dogru Gelateria Giovanni Fassi'yi hedef alarak ilerledik. Burasi Roma'da en iyi dondurmayi yapan iki yerden biri olarak aniliyor. Hatta bu dondurmaci en eski olanlarindan.
Termini'den cin mahallesine dogru yururken Roma'nin hic gormedigim bir yuzunu gormus oldum ve sok oldum. Sokaklar Cinli, Rus, Slav ve daha memleketini bilmedigim bir cok insan ile doluydu, cogu sarhos, cogu yerlerde, bir cogu kaldirimlarda sohbette..
Ellerinde dondurmalar yaklasan insanlari gordukce dogru yolda oldugumuza anladik. Dondurmaciya geldigimizde yaklasik 15 dakika odeme kuyrugu, 10 dakika da dondurmalarimizi alabilmek icin bekledik. Sonuca gelirsek buyuk bir hayal kirikligiydi. Roma'nin bir cok yerinde cook daha guzel ve naturel dondurmalar yedim defalarca.
En basarilisi bence hic suphesiz "Il Gelato" (Il gelato - viale aeronautica) Internet sitesini bulamadim ama kendilerine bir facebook sayfasi acmislar. Eur'da bulunan bu dondurmaci yaklasik 100 cesit dondurmayi naturel bir sekilde hazirliyor ve sunuyor. Antep fistikli olanda Antep'den fistikli dondurma yaziyor:) Ben ustune tanimiyorum.
Bunun disinda Roma'nin heryerinde gorulebilecek Blue Ice dondurmacinin da dondurmalari bence cok basarili. Gerci kalitesinin subeden subeye degistigi soyleniyor ama ben ne zaman yediysem takdir ettim.
Kitaplarda ve yerel rehberlerde bahsi gecen ikinci dondurmaci ise San Crispino.Bunun da birkac subesi var denemedim ama denemek isteyenlerin bilgisine.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)