27 Ağustos 2008 Çarşamba

Tatil donusu 2 - Cek Cumhuriyeti

Sinirda kontrollere takilmayi beklerken gecip giriverdik Cek Cumhuriyeti topraklarina.. Benim cek vizemde yoktu zaten hic uzulmedim acikcasi...Sadece gumruk olmamasina sasirdim.


Avusturya'dan sonra daha az bakimli ama yine bir o kadar yesil yollardan arabamiz ve biz Prag'a dogru emin adimlarla ilerledik. Bir kac sicak saatten sonra otelimize vardik. Esyalarimizi otele birakip benim internetten buldugum tam Charles koprusunun ayaginda, muhtesem manzarali Hergetova Cihelna Restaurant & Bar 'a dogru hareket ettik. yemeklerinin odullu oldugunu okumustum hakikaten ikimizde cok begendik, hem ortam hem servis hem lokasyon olarak cok basarili bir secim yaptigimi anladim.. Bu arada yemek yerken nehrin uzerinde dolanan teknelere bakip, bir de bir sonraki gune yer ayirttigim Jazz Boat rezervasyonumuzu iptal etmeye karar verdim. Uzaktan bakinca bizim bogazda gezinen kabus turist teknelerini andiriyordu..


Yemekten sonra yagmur esliginde sehir gezme planlarimizi ertesi gune birakarak otelimize geri donduk.


Ertesi gun klasik Kale gezisi.. Ben Kalenin icindeki katedrale hayran kaldim. Biz en cok Yahudi mahallesini sevdik, hem kucuk hem cok hareketli hem kultur dolu. Tabi muzeleri gezerken insanin insanligindan utandigi olmuyor degil.. Neysseee...

3. gunun sonunda ben yavas yavas patates yemekten, Albe de et yemekten sikilmaya baslamisken Plzen uzerinden Mariaske Lazne'ye dogru yola ciktik. Plzen bira uretimi ile unlu, yemyesil, duzenli ve gorulesi bir sehir. Son derece ozenle duzenlenmis cicek bahceleri ve parklari insana kendini iyi hissettiriyor.
Plzen'i birakip aksamustu termalleriyle unlu Mariaske Lazne'ye variyoruz. Ilk olarak sarki soyleyen cesme olarak bilinen, esas parkin icindeki cesmeye gittik, sansimiza sarki soylemeye baslamisti:) Soylenene gore akarken carptigi metallerin cikardigi ses yuzunden sarki soyleyen cesme deniyormus ama basbayagi hoperlorden klasik muzik veriyorlar alana.




Bu bolgede yanlis hatirlamiyorsam 5 cesit kaynak var ve hepsininin iyilestirdigine inandiklari hastaliklar birbirinden farkli. Videoda arkada gozuken uzun metal yapinin (Colonnade) icinde kaynaklara musluklar baglamislar ve bardagini alip gidiyorsun ve istedigin sudan doldurup iciyorsun. Biz birkacini denedikten sonra tadina dayanamayip doktuk.. Zaten oyle bir kere icmekle olmuyor haftalik doktorlarin onerdigi kurler var.

Genelde hastaliklarina derman arayanlar cevredeki otellere 1 haftalik paket programlarla gidiyorlar. Icine komple check-up dahil, spa, masaj ve termal banyolari iceren programlar var. Genel olarak tabi 60 yas ustunun tercih ettigi bir yer ama oyle huzur dolu ve spa'lar oyle guzel ki mutlaka gidip gorulmeli diyorum. Son derece modern kompleksler, doktor kontrolunde masaj ve kurler, cok profesyonel bulduk ikimiz de. Bizim 2 gunluk termal maceramiz masaj icin musait otel bulamamamizla Nove Lazne otelinin muhtesem spa merkezinde butun gun yuzerek ve keyif yaparak son buldu. Ilk basta cozmek zor olsa da anladik ki burdaki Spa merkezleri otellerin icinde ayri ayri calisiyor. Her otelin Spa merkezinin fiyatlari farkli. Genel olarak saatlik havuzlara giris ucreti 20 euro civarinda.

Burda yemek konusunda da yuzumuz guldu. Obezite tedavisi ile ilgili programlar oldugundan dolayidir sanirim, restoranlarda diyet yemekler ve bu civarlarda pek sik bulunmayan buharda pismis sebze vs bulabildik. 2 gun midemiz bayram etti:)


Tatil donusu - 1 Austria

Iki haftalik Orta Avrupa turunu tamamladik..

10 gunde 3 ulke ve yaklasik 10 sehir gezdik geldik. Cok gorduk, cok dinlendik, cok keyiflendik.. Ikimizin de ihtiyaci varmis yasadigimiz is temposundan sonra..

Ilk duragimiz Venedikten Salzburg oldu. Ikinci defa arabayla sinir gectim.. Aslinda sinir diye birsey yok, sadece change officeler ve otobanda arabaniza yapistirmak zorunda oldugunuz odeme makbuzunu satan ofisler.

Daha once Viyana'ya bir yilbasi icin gitmistik arabayla ama ben yolda uyudugum icin sanirim farkina varamamisim, otoyollardaki duzenin ve ulkede hakim olan genel yesilligin.

Salzburg kucuk ama cok sevimli tarih kokan bir sehir. Eski sehrin icindeki kucuk dukkanlar, yoruldugunuzda susuzlugunuzu giderebileceginiz birahaneler, pastaneler, sehre tepeden bakan kalesi ve nerdeyse her sokakta karsiniza cikan muzik yapan sanatcilar ve baslarina toplanmis turistler..

Benim en cok hosuma giden binalarin haricinde, Mozart'in vaftiz edildigi sey (kase-havuz?? bilmem ki nedir ona), ve Mirabell Sarayinin bahcesi oldu. Inanilmaz guzellikte bir cicek bahcasi yaratmislar sarayin bahcesinde.

bir de tabi soylemeden edemiyecegim noel susleri dukkanlari.. Neden senenin bu vaktinde bu kadar cok noel susu satan dukkan gorduk pek anlam veremedim ama cok hosuma gitti. Ozellikle cam agac toplari sanat eserlerini andiriyordu.. Kirilacagindan korktugumdan alamadim tabi..
Salzburg'u tam bir gun dolastiktan sonra Linz'e dogru yola ciktik.. Aksam otelimize varip esyalari biraktiktan sonra kendimizi buyuk bir heves ve aclikla Linz sokaklarina attik.. Yurudukce kucuk kucuk ve oldukca pis gozuken kebapci, pideci, lahmacunculari gectikten ve sokaklarda varolan sessizligi ve terkedilmisligi pazar aksami olmasina bagladiktan sonra, 1 saatlik arastirmanin sonunda buldugumuz tek restorana girip firinda patates yemek zorunda kalip hayal kirikligi ile otelimize donduk. Firinda patatesin uzerine bulanmis kremadan bahsetmek bile istemiyorum..
Sabah uyanip kahvaltimizi meshur Linzer Torte ile yapmayi hayal ederek sokaga attik kendimizi, yaklasik yarim saatlik dolanmadan sonra bir pastane bulup oturduk. Ama Linzer torte bitmis oldugundan baska bir pastaneden ogle yemegi icin kendilerini satin alip kacarak Linz sehrinden uzaklastik..
Ogle yemegimiz aldigimiz muhtesem ekmeklerle yapilan sandwich ve ununu hak eden linzer torte ile oldukca keyifli gecti. Ben oyle bir keyiflenmisim ki Avusturya otoyollarinda her adim basi bulunan kucuk piknik alaninda icinde tum paramiz, pasaportlarimiz ve cuzdanlarimiz olan cantami birakip Cek Cumhuriyeti sinirina kadar da yoklugunu farketmemisim.
Ben kalp krizi gecirmek uzereyken arabayi buyuk bir sakinle piknik yerine kadar kullanan ve bana tek bir soz bile etmeyen kocami ne kadar sevdigimi ve takdir ettigimi bir kez daha bu olayla anladim. Cantaya gelirsek, piknik alaninda bankin uzerine yapistirilmis bir not bulduk. " Oyku ve Alberto cantanizi sehrin polis merkezine birakiyoruz, adlari ve adresleri" Inanamadim... Gercekten inanamadimmm. Salya sumuk aglayarak polis merkezine gittik cantami ve cantayi bulan ailenin detaylarini aldiktan sonra yolumuza devam ettik...
Tatilimizi bize geri iade eden aileye nasil tesekkur edilir gercekten bilemiyorum. Durustlugun ve insanligin olmek uzere oldugunu dusunup huzunlendigim anlarda bu aileyi hatirlayip, onlar icin hep guzel seyler dileyecegim...

Agustos ve Olu Sehir Roma

Blogumuzun ana temasina yani Roma'ya geri donecek olursak:)
Agustos ayinda Roma'da yasanan traji-komik durumlari ozetlemekle baslayayim.
Butun arkadaslarima hep Agustos'ta Roma'ya gelinmez sakin aklinizdan bile gecirmayin diyorum. Dusuk sezonu Agustos olan kac sehir vardir arastirip bulmak lazim..
Gecen sene dogumgunumden baslayarak bu sene devam eden acikli durumlari genel olarak inceleyelim...
Gecen sene Roma'da ki ilk Agustos ayinda hem sicaklardan bayilip hem Alberto'nun teklifini hazirliyorduk. Klima alamadik cunku Roma'da klimayi takacak yada eve kadar getirecek adamlarin hepsi tatildeydi.. En kisa teslim zamani yaz sonuydu..
Dogum gunumde ise gidecek restoran bulamadik cunku tanidigimiz bildigimiz butun restoranlarin kapisinda tatildeyiz eylulde acacagiz yaziyordu.. Sonunda ne yaptik, acik buldugumuz ilk bara girip butun gece icip karpuz yedik.
Bu arada ben araba kullanma ozurlu oldugum icin ise hala otobus ve tramvay kullanarak gidiyordum. (hala ayni sekilde devam..) Agustos ayinda Roma'da sadece restoranlar izne gitmiyor, otobus soforleri de izne gittiginden otobus seferleri de nerdeyse yariya iniyor. Dolayisiyla ise gitmek icin evden 1,5 saat once cikmak gerekiyor. Istanbul icin serviste uyuyarak gecirilen bu vakit fazla yurek sizlatmasa da Roma'da gunes altinda otobus beklerken gecirilen vakit cehennem civarlarinda gezmeyi andiriyor.
Bu sene ki maceralarimiz ise gecen seneden beter.. Ama klimamiz var..
Burasi oyle bir yer ki bazen Avrupa'da bir sehirde miyim yoksa kimsenin el uzatmadigi gelismislikten uzak bir koyde mi yasiyorum bilemiyorum.
Burda yilin her zamani Metrolar aciklama yapilmaksizin yarim saatte bir gelebilir, Metro B icinde klimasiz 40 derece sicakta yolculuk edilebilir, otobusler vaktinden once kalkabilir ama asla vaktinde gelmez, otobuslerinde icinde soforun yaptigi ralli sebebiyle yasli ve engelliler yere dusebilir, sofor laf soylenince sinirlenebilir.. Bunlarin hepsi normaldir..
Agustos ayinda ozellikle nerdeyse tum restoranlar, sinemalar, kuaforler, guzellik merkezleri, eczaneler, spor merkezleri, aliveris merkezlerindeki bazi dukkanlar, kitapcilar, pastaneler bir ay boyunca kapali kalabilir.
Sehir bombos, sokaklar bombos.. Sadece turistik yerlerde turistler.. Acikcasi denemedim ama muzeleri kapatiyor olamazlar herhalde... Kapatsalar da aslinda Roma'da acik alanda yuruyerek gezilecek o kadar cok yer var ki sanirim turistler hic bir sekilde hayal kirikligina ugramazlar.. Olsa olsa dukkanlarin neden cogunun kapali olduguna anlam veremezler..
Italyanlar Roma'nin bu sessiz durumuna alismis, ben alisamiyorum.. Agustos bitsin artik tahammul edemiyorum

9 Eylül 2007 Pazar

La Notte Bianca

Cumartesi aksami ilk defa Roma'nin unlu Beyaz Gece'sine sahit olduk...
Ben etkilendim aslinda Roma'nin merkezinde sayisiz konser alani, sayisiz gosteri ayarlanmis. Her yer insan seli... Butun dukkanlar, restoranlar sabaha kadar acik..Bodrum'un barlar sokagindan beter:) Yerlisi, yabancisi.. Herkes cikmis sokaga, ellerinde program takipte..

Gece 22:00 den sonra butun tasima araclari ucretsizdi. Bizim hedefimiz Piazza Venezia'da yapilacak tango showuna yetismekti. Saat 20:30 gibi evden ciktik, metroyla Colosseo'ya vardik, ordan insan seliyle birlikte Piazza Venezia'ya dogru yuvarlandik. Gozlerim heryerde bizim seyyar koftecilerden, simitcilerden, misircilardan aradi durdu.. Ben de normal degilim tabi:) Dedim ah simdi Istanbul'da olsak..Sonra seyyar araclarda olmasa da bufelerin onunde hamburger koftesi pisirdiklerini, sokaklarda legenler icin bira ve su saatiklarini da gordum de rahatladim:)

21:00 de programladiklari Tango gosterisi 22:30da basladi. Orkestra sahaneydi. Danscilar orta karar, fakat ustunde konusulmasi gereken ve hepimizi agzi acik birakan esas olay, danscilarin g-string ile sahneye cikmalariydi. Hayatimda ilk defa bir tango gosterisinde boyle ucuz , basit ve anlamsiz kiyafetlerle karsilastim.
Tango gosterisinin rezaletinden sikilip birkac konser gezelim dedik, onlarda pek eglendiremedi bizi.. Konserlerin kalitesi de asagilarda geziyordu. En son kendimizi bir bara atip birseyler ictikten sonra bir de Eur'da yapilacak havai fisek gosterisine gidelim dedik. Oda 22.30daydi ama nasilsa gec baslar dedik, dogru tahmin etmisiz saat 12:30 da gosteri basladi. Biz yorgunluktan golun ustunden seyredemedik ama yaklasik 30 dakika surdu patlamalar..
Sonuc olarak organizasyon dolu ama icerik olarak bostu. Tabi ortam cok renkli ve hareketli oldugundan benim yinede hosuma gitti. Seneye bir daha giderim kesin:)

3 Eylül 2007 Pazartesi

Pazar gunu icin pisirdigim Cannelloni

10 kisilik bir davet icin malzemeler

750 gr az yagli kiyma
1 adet sebze bulyon
2 adet sogan
2 adet havuc
2 sap kereviz (koku degil sapi)
yarim kilo ispanak
1 kucuk domatesin puresi
2 su bardagi rendelenmis parmesan (5-6 kasik yaklasik)
1 su bardagi beyaz sarap
Oldukca buyuk ve derin bir tencere
1 Yumurta
Zeytinyag
Tuz

Besamel icin
1 litre sut
4 kasik un
bir cimdik cekilmis muskat
biraz tuz
50 gr tereyag
2 yemek kasigi findik yagi

Krep Hamuru icin
6 yumurta
4 bardak un
4 bardak sut
2 yemek kasigi findik yagi
Biraz tuz


Once sogani biraz zeytinyagi ile olduruyoruz. Daha hafif olsun diyenler su ile de sogani kavurabilir. Sonra kiymayi, cok ince rendelenmis havuc ve kerevizi tencereye atiyoruz. Sebzeler suyunu birakiyor ve suyunu cekene kadar orta ateste kavuruyorsunuz. Tenceredeki su cekildigi zaman 1 bardak beyaz sarabi icine bosaltiyorsunuz. Bu siviyi da cektikten sonra bir kenarda kaynattiginiz bulyonlu suyu (yaklasik 300 ml suya 1 bulyon) karisima ekliyorsunuz ve altini kisarak yaklasik 2.5 - 3 saat pismeye birakiyorsunuz. Bir ara agiz tadiniza gore tuz da eklemeyi unutmayin. Arada bir karistirmak lazim tabi. En son domates puresini ekliyorsunuz. Pisecek olan bu karisim aslinda klasik italyan kiyma sosu. (Ragu) Bolonez makarnanin sosu yani.

Sonra baska bir tencerede iyice yikanmis ispanaklari biraz tuzla hasliyorsunuz. Imkani olan buharda da yapabilir ama ispanaklar pisirmeden once cok yer kapladigindan benim tencereme sigmiyor dolayisiyla ben hasliyorum. Ispanaklar haslandiktan sonra suyunu iyice sikip bir kosede hazir bekletiyorum. Suyunu sikabilmek icin sogumasi gerekiyor.Yoksa elleriniz yanar.

Ic malzemeler hazir olurken krepleri yapmaya baslayabilirsiniz. Isterseniz 1 gun onceden krep ve ic malzemeleri hazirlayabilirsiniz. Sadece besameli gununde yapmak lazim, tekrar isitmak olmuyor. Krep malzemelerinin hepsini - tereyag haric - derin bir kapta el mikseri ile karistiyoruz. Oldukca sulu bir kivami olmali ki krepler ince olabilsin. Sonra tavayi kizdirip her bir krep icin bir findik tanesi buyuklugundeki tereyagi tavada erittikten sonra yaklasik bir keceden daha az bir miktar krep hamurunu tavaya bosaltiyoruz. yava kizgin olursa krepler yapismiyor. Isteyen tereyagsiz da yapabilir ama biz hem kiymayi cok yagsiz aldigimiz, hemde soganlari suda kavurdugumuz icin lezzet katsin istedik, bir de krepler daha kolay cevriliyor tabi:) Bu malzeme ile yaklasik 9-10 krep hazirliyorsunuz.

Evet simdi kiymamiz hazir, ispanaklar pisti, krepler de hazirsa cannellonileri sarmaya baslayabiliriz. Oncelikle kiyma malzemesinin icine ispanaklari ve yarim bardak parmesani karistiriyoruz, bir adette cigden yumurta kirip karistiryoruz. Kiyma ilik olsun ki rahat karissin. Ve her bir krebin icine (bizim tavamiz duz yemek tabagi genisligindeydi) 4 dolu kasik kadar ic malzemeden koyup durum seklinde sariyoruz.Krebiniz daha kucuk ise her bir canelloni durum kalinliginda olacak sekilde bol ic malzemesi ile sarin. Sardiginiz cannellonileri derin bir firin tepsisine yanyana dizeceksiniz en son uzerine besamel ve tekrar parmesan eklenecek.

Besamel sosu da unu terayag ve findik yagi ile kavurduktan sonra sutu ekleyerek yapacagiz. Neden findik yagi derseniz daha hafif oluyor ve yag tadi birakmiyor o yuzden tercih ediyorum. Sutu ekledikten sonra sos topak topak olacak, kendi kendinize eritmeye ugrasmayin, tencereyi atesten alip el mikserini icine daldirdiginizda sorun cozuluyor:) Topaklari yok ettikten sonra tekrar atese alip karistirmaya devam edebilirsiniz. Bu arada tuz ve muskati da ekliyoruz. Krema kavi alincaya kadar kaynamasi gerek. Sonra sosumuz hazir.

Sos sogumadan tepsilerin uzerine butun krepleri bol bol otecek kadar dokuyoruz. Bir kac kasik sos artabilir, normaldir:)

En son firina vermeden once parmesanla ustunu kaplayacagiz, pistikten sonra kabuk halini alip kizaracak...200 derece turbo firinda biz 35 dakikada pisirdik. Herkese afiyet olsun:)